"Enter"a basıp içeriğe geçin

Çalışma Üzerine: 5 Madde ile İşverenin İşçi rüyası

Soruyorum size, biz de insan değil miyiz? Başını kaşımaya vaktin olmadığı bir işte düşük ücrete çalıştırılan insanların mutlu olması mümkün mü? Yalnızca 1 saatlik çalışma molası ile işçi olmanın güzelliklerini tartışacak halimiz yok. Buraya işverenlerin bir kişi üzerindeki gerçekdışı beklentilerinden bahsetmeye geldik.

1- İşe girerken yapılan gizli anlaşma

Şöyle klasik bir cümle ile kanınıza girerler; Biz burada işçilerimize her işi yaptırıyoruz.

Bu cümle ile yetkin biri olmanızı istediklerini sanabilirsiniz oysa söylemek istedikleri aslında daha çok şu: Hiçbir zaman boş kalmayacaksın. Bir işin bittiğinde başkasının işini yapacaksın ve boş durmanı yadırgayacağız.

Bu maddeye başınızı sakince sallıyorken unutmayın, çok çalışmadan kaynaklı bitkinlik için yanınızda bolca su ve vitamin taşımanız sizin için iyi olacaktır.

2- Çok çalışma ama az da çalışma

İşveren, fazla mesai ücreti ödemek istemezken, kendi şirketlerini döndürmeye yetecek kadar çalışmanızı ister. Özellikle çalışanlarına iyi davranmayan şirketlerin başlarında çok özel bir bela vardır: Eleman sıkıntısı.

Kötü şartlarda çalışanların istifa etmek gibi bir huyu vardır. İstifa eden kişi özgürlüğüne kavuşurken aynı zamanda sizi büyük bir yükle baş başa bırakmıştır. O ezelden beri süregelen işçi eksikliğine diğer işçiler alışmıştır ve siz de alışacaksınızdır. İşlerin yürüyebilmesi için başını kaldırmadan her dakika çalışmak. Mesai bitimine kadar işleri yetiştirmek için canını dişine takmak ama günün sonunda elde kalanın sadece yorgunluk olması. O işler hiç bitmeyecek ama çok çalışma birilerini bitirecek…

3- Günün saatleri yetmiyor, keşke daha çok çalışsak

Asgari ücret çalışma saatleri haftada 45 saati geçmeyecek şekilde ayarlanmıştır. Bunun işverenin kulağına gelişi bir insanın haftada 45 saatlik iş yapması değildir. 90 saatlik işin yarı sürede yapılmasını mümkün kılmak için yapılması gerekenlerdir.

Verilen işi ne kadar kısa sürede yaptığınız insanların standardı haline gelir ve sizden daha da hızlı olmanız beklenir. Güzellik beklentisinin gerçekdışılığıyla ilgili o meşhur söz geliyor aklıma böyle olduğunda, I’m tired of the society’s unrealistic beauty standards…

4- En kolay çalışma, baskı altında çalışma

Kimi patronlara belki de pedagojik formasyon verilmesi gerekmekte çünkü herkes içinde birer küçük çocuk. Küçük ve utangaç çocuklar.

Sürekli baskı altında çalışmak ve iyi iş çıkarmak mümkün değil. Özellikle iş dünyası anksiyetesi bu derece yükselişteyken fazla çalıştırılmak ve bununla birlikte gelen yorgunlukla performans düşüklüğü yaşamak şaşırtıcı değil. Size daha iyi, daha hızlı, daha sosyal ve “daha” olmanız gerektiği söylendiği her an başından sonuna kadar yanlış bir politika. Çocuklar ceza değil ödül yöntemiyle eğitildiklerinde en iyi sonucu gösterir. Aynı yetişkinler gibi!

5- Hastalanma ve yorulma

Çalışma saatleri içinde hastalanmasan pek iyi olur. İlk çalıştığım yerde patronumun hastalara izin vermek için kılı kırk yardığını öğrenmiştim. Aslında kendisi de bir doktor olmasına rağmen hastalananları bizzat görmek istiyordu. Sanki işe gelemeyecek kadar hastaların işe gelip kendilerini göstermeleri mümkün gibi!

İşçinin yorulması hoş görülmez, hatta kınanır. Hastalanması ise gözlerden ırak!

Bazı standartlar karşılamak için çok yüksek. Hele ki düşük ücret alıp geçim sıkıntısı ile boğuşan işçilerin çalışma ve izin günleri arasındaki olağanüstü farkı düşününce. Bir insandan bunları sağlamasını beklemek için onun konfor seviyesini açlık sınırından çıkarmak gerekmez mi?

Sen ne düşünüyorsun?