"Enter"a basıp içeriğe geçin

Counterpart İle Paralel Evren Yolculuğu

Pek kolay olan yolculuk. Counterpart, bilimkurgu – gerilim türünde 2 sezonluk, keyifli bir dizi. Paralel evren teması ile bilimkurgu misyonunu tamamlayan bu aksiyon dizisinin 3. sezonu bulunmuyor. Havada kalmayan bir finale ve çok, çok hoş oyunculara sahip Counterpart imdb’de 8,1 gibi tertemiz bir puana sahip.

Counterpart sinematik evreninde dünya bir hata sonucu replike ediliyor. Dizi, bu gerçeğin etrafında şekillenen yönetim düzeni ve bu düzenin çalışanlarından oluşan bir karakter yelpazesi etrafında geçiyor. Bir çeşit distopik sistemle işleyen bu dünya gri ve ruhsuz.

Dizinin türü için bilimkurgu demiştik fakat dünyanın replikasyonu hakkında, dünyalar arasındaki yolculuk meselesinde hiçbir bilimsel hatta felsefik detaya girilmemiş. Evrenler arası yolculuk sadece geçitte yürüyerek gerçekleşiyor. Ne fiziksel ne de psikolojik bir etki yaşanmadan. Yalnızca tertemiz bir geçiş.

Birbirlerinden farklılaşmış dünyalar. Sadece bu konsept bile üzerinde tartışılabilecek determinizm ve olumsallık bile diziye bambaşka bir boyut kazandırdı. Olumsallık olasılıkları benimserken Determinizm evrende gerçekleşen her şeyin fizik kurallarına bağlı ve gerçekleşmesinin zorunlu olduğunu söyler. Bu dizide de determinizm anlayışının hakim olduğunu düşünüyorum. Başka bir deyişle, kelebek etkisi ile geleceğin değişmesi.

İnsanların “diğer kendi”leri ile karşılaşması, diğer dünyaya ayak basması ve hayatlarının gidebileceği diğer yolları görmesi ne kadar tehlikeli olabilir? Bunun cevabını işleyen daha çok sosyal ilişkiler üzerinde ilerleyen bir dizi Counterpart. Kendin için başka bir yolun, başka deneyimlerin ve başka insanların olabileceğini görmek… Kendinin farklı bir versiyonunu görmek. Bunun sarsıcılığını ana tema edinen dizi daha çok insana odaklanıyor.

Bu yüzden evet, paralel evren yolculuğu pek kolay bu dizide. Sadece yürüyerek geçiyorlar… (Biraz tepkili olduğum umarım anlaşılmıştır.)

Spoilerlı Counterpart tarafına geçiş

Evrenin ikilenmesi sonucu inanılmaz bir araştırma sahası oluşması bir bilim insanı olarak beni de çok heyecanlandırdı. Elimin altında birebir aynı başka bir dünya olması bir süre heyecandan uyutmazdı beni sanırım. Sadece politika üzerine gördüğümüz alışverişten çok daha geniş aslında olasılıklar. Birey düzeyinde çalışmalar, diğer ikizden organ nakli, farklı terapi yöntemleri, aynı genetiğe farklı yaklaşımlar. Gözlerimi kırpamazdım. Ancak tabii ki paralel evren konusu herkeste farklı beklentiler uyandırıyor. Bu yüzden sadece, daha fazla konuya değinilebilirdi demekle yetineceğim.

Gelelim Howard karakterine. Ne kadar güzel bir oyunculuğun portre ettiği biriydi. Whiplash filminden de tanıdığımız efsanevi oyuncu J.K. Simmons tarafından canlandırıldı. Gerçekten çok küçük nüanslarla evrenlerinin farklılığını ve birbirine karışmasını izledik. Ne var ki içindeki acımasızlığın ortaya çıkışını daha vahşi bir sahneyle görmek isteyen dramatik bir yanım da var. Bu Emily için geçerli değil. Emily çok hoş işlenen ve harika bir oyuncuyla karşımıza gelen bir karakter. Kendisinin İngiliz olmasının da bir etkisi olsa gerek.😉

Bu nahif oyuncu, Olivia Williams daha birkaç gün önce tesadüfen Friends izlerken küçücük bir sahnede gördüğümde bile yüzümü gülümsetiyor. Karakteri ve dizi boyuncaki twistler tam 12’ye vurulmaktaydı.

Bir türlü anlamadığım nokta ise bu karakterlerimizin tutukları, yaşam zevkleri. Özellikle Howard neden zevkli bir yanı olmayan ve bir adım ilerlemediği işinde yıllarca çalıştı? Diğer versiyonu karısı ile yüzleşip değişmişken bunu yüzleşmeyen hali de yapabilirdi. Aksiyona geçmese de Howard iki dünyada da insanlara güveni kalmamış birisi. Yanında sevdiği biri olsa da olmasa da, sadece sevmek değil sevilmek de gerekir iyilik için. Son bölümlerde kendisinin de kabul ettiği gibi…

Counterpart konunun tırmanışıyla, feminist dokusuyla ve lezzetli aksiyonuyla gayet kaliteli bir dizi olmayı başarıyor. Kimi mantık hataları, bazı bölümlerin sürüncemeleri ve felsefi tabanını saymazsak çok iyi bir iş. Kendi ikizini bulanların romantik eğilimleri de ilginç bir çalışma konusu olabilirdi…

Sonuç olarak dizinin Kiraz puanı; 8,0/10

Bir biyoloğun yüreği bilimkurgusuzluğu kaldıramıyor azizim…

Sen ne düşünüyorsun?